Müslüman Bir Aileye Yaşam Kılavuzu Olacak 15 Temel Ekonomi Politikası

0
211

Müslüman Bir Aileye Yaşam Kılavuzu Olacak 15 Temel Ekonomi Politikası

Hanım kız kardeşlerimiz onların eşi olacak adaylara eve getireceğin rızkı nasıl getireceksin diye test maddesi 5 10 kalemde yapabilirler.

Bu konuşacağımız şeyleri eşler birbirlerinin helallik standartlarını ölçmek, iş yerine alınırken, iş yeri kurulurken, ortak yapılırken vs. kimle nasıl oturuyoruz; helal mi yiyorlar haram mı yiyorlar, şüpheli şeylerle mi meşguller, test yapabiliriz.

Evimizde inşallah çocuklarımızla beraber helal yenilen, içilen, yaşanılan bir ev kurup kuramadığımızı test yapabileceğimiz belli ekonomik kurallarımız olması lazım. Filanca kurum ucuza ev veriyormuş, hiç önemli değil. Allah’ın mülkü mü yok? Köydeki çınar ağacının altında yatar kalkarız ama haram bir evde oturup kalkmayız.

Bir mal politikamız, bir ekonomi politikamız olmalı. Şimdi insanlar dünya politikalarına söz geçiremiyoruz diye, yaşadığımız ülkenin politikalarına söz geçiremiyoruz diye evlerinin de o politikalara teslim olmasını Allah katında kabul edilebilecek bir özür olduğunu zannediyorlar.

Ben yaşadığım ülkede bankaları lanetlediğim halde, bankaların tasallutunu ve zulmünü ve insanı, parayı sömürmesini engelleyemiyorum.

Bunu bir özür olarak Allah beyan edebilirim ama kendi hükümranlığımın olduğu bir evde bunu nasıl anlatabilirim? Allah Teala’ya ne derim kıyamet günü? “Yaşadığım şehirde banka vardı onun için benim evim böyle oldu.” mu diyeceğim? Ben inanır mıyım ki, melekler inansınlar? Bu sözü söylettirir mi Allah Teala huzurunda?

“Ne günün Müslümanıydın sen, ne günün müslümanıydın!?” sorusuna ne cevap vereceğim? Herkes öyleydi, bende öyle oldum mu diyeceğim? Yapay bir hayat yaşamak bizi kurtarmaz kardeşler. Yapay hayat neye diyorum;

Kuralı kendin belirliyorsun. İyi be! Vergileri de sen belirle, ekmek fiyatlarını da sen belirle. Böyle bir hayat var mı ya? Sen rüyanda görürsün. Allah cennet vermek istiyor ama bedava vermiyor. Uykusuz kaldığın, helal rızık sebebiyle takatsiz kaldığın günleri sayarak Allah sana cenneti verecek.

Yorgunluktan, bıkkınlıktan iş çokluğundan takatsiz kaldığın, kaslarının tutmadığı günler Allah için değerli; göbek bağladığın güler değil! Kan bile yağlanmış, hadi göbeği yağlandı neyse, kanı bile yağlanmış oturmaktan!

Bu sebeple kardeşler, Müslüman ekonomi planlaması yapmak zorundayız. Sadece mümin kardeşlerime desteğim olsun, hayır duası ile ansınlar beni diye, onlarca cilt kitap okuma ihtiyacı olmasın diye 15 kalemde Müslüman ekonomi politikası… -evi için, evi için!- Bir partinin ekonomi politikası olacak şekilde bir tavsiye değil.

Takatimizin yettiği alan evlerimizdir. Müslüman kardeşler olarak biz kendi evlerimize hükümran olalım. Kapılarımızı hırsıza karşı kilitlediğimiz gibi, penceremizdeki menfezleri bile harama karşı kilitleyelim.

Anti haram Müslüman. Anti şüpheli şey müslümanı olmaya çalışalım. 15 kalemlik bir tavsiyem var. İnşallahu Teala muvaffak olursak, helal yemiş, helal içmiş, çocuklarımızı tertemiz büyütmüş oluruz. Böylece Rabbimiz’in rahmetine kavuşuruz, böylece bu dünyadan helal yiyip gittiğimiz için de ahirette hesabımız biiznillahi Teala kolay olur.

Birinci Kanun:

Mal Allah’ındır. Sen emanetçisin. Buna inanmadıkça faiz yersin sen. Yalan da konuşur, çalar çırpar her şeyi yaparsın. Buna inanacaksın. Dairenin tapusunda benim adıma yazıyor. Bakma ona! O tapuda ismi yazanın olsaydı eğer sana kalmazdı babandan. Hala onun adı yazardı.

Bıraktı gitti onu. Adem (as)’dan beri herkes bırakıp gidiyor. Enayi mi? Niye mezara götürmüyorlar? Çünkü mal sahibinin değil ki nereye götürüyorsun? Mal Allah’ın! Ben emanetçi. Haddini bil emanetçi bey!

İkinci Kanun:

Ben mümin insanım. Yani Allah’a teslim olmuş insanım bu yüzden ama Müslüman deniyor. Elimdeki mal da, şartsız Allah’a teslim olacak. Madem Allah’ın bu mal. Ben de Allah’ın kuluyum. Benim elimde Allah’a ait bir mal yok ise yani ben öyle düşünüyorsam, yanlış yapıyorum. Hayır, Allah’a ait bu mal diyorsam, malım da Müslümanlaşacak.

Adam Müslüman malı gavur olmaz. Bu bir çelişkidir. Tıpkı ne gibi? Bir insanın kanı olmayınca bir inekten kesip, kan koyuyorlar mı ona? Hazır inekten 10 litre kan çıkıyor, niye yalvarıyorlar a grubu kan aranıyor, b grubu kan aranıyor? Bir sürü mezbanelerde inek var. Şişe şişe koyup, adamın ağzından. Yok! İnsan bu. Her kan enjekte edilmez. Müslüman da her kanı bedenine alamadığı gibi, her malı evinde tutmaz.

Malım müslümanlaşacak. Kaynağı helal olacak, israf edilmemiş olacak ve menfaatim için olacak, dekor için olmayacak. Birilerine göstermek için olmayacak, kapitalizme kurban olduğum için olmayacak.

Malım da iman edecek, malım da namaz kılacak, malım da oruç tutacak, benim malım çünkü, bende Allah’a aidim. Yoksa o mal Allah ile aramda parazit oluşturur. Bu ne biliyor musunuz? Bunun yorumunu, yürekte hem Allah’ı hem de putu beslemek gibi anlayabiliriz. Buna şirk deniyor.

Sen Allah’ı seviyosun kuluyum diyorsun, kalbe onu yerleştirdin, sonra faizi getirdin, çaldığını getirdin, hile yaptığını da getirdin, yalan konuşmakla aldığını getirdin, rüşvet veya dolaylı helalleştirildiği zannedilmiş rüşvet getirdin.

Allah ile o bir arada dursun istedin, ilk giden Allah olur. Bunun adına takva dersin, gider; takvayı kaybedersin. Bunun adına bereket dersin gider. Bunu adına aile huzur dersin gider, çünkü Allah haram lokmanın bulunduğu kalbe girmez. Bu kadar basit!

Üçüncü Kanun:

Dünyanın en zengini ben olabilirim, olmalıyım da. Karun kimmiş ya! Karun sekreterim olsun. O servetiyle yani. Zenginliğin hiçbir zararı yok. En zengin Müslüman olmalıdır. Keşke Müslümanların elinde olsa bu mal da, insanlık bir huzur ve bereket görseydi. Bir şartımız var: sen malı kullanacaksın, mal seni kullanmayacak. Kulu kölesi olmayacaksın.

Uğruna aileni parçaladığın mal, seni kullanıyor. Uğruna ananı babanı üzdüğün mal seni kullanıyor. Uğruna çocuklarına hasret kaldığın mal seni kullanıyor. Uğruna sabah namazını kaçırdığın, cemaate gidemediğin mal seni kullanıyor.

Uğruna Kuran okumaya vakit bulamadığın mal seni kullanıyor. Uğruna arkadaşlık kardeşlik bir şey kalmadı, tek kaldın bu dünyada.

Mal seni kullanıyor. Halbuki bunların hepsi seni bu nimetleri, bu varlığı tepmemen içindi. Uğruna yalan konuştuğun mal, senin efendin, sen kölesin. Uğruna Müslümanlığından taviz verdiğin mal, seni zincirlemiş demektir. Dolayısıyla kanunumuz çok kolay.

Müslüman ekonomi, evimizde ekonomiyi Müslümanlaştırma ve kıyamet gününde de “Bu kadar gücüm yetti ya Rabbi!” deyince; melekler de;

“Evet ya Rabbi. Laik bir ülkede yaşıyordu, bu ülkede de bu kadar yapılabilirdi.” Peki, Elhamdülillah! “Okuyun bu dosyamı benim” diyeceğin gün işte o gün. Ne mutlu sana! Kural ne? Malı kullan, tepe tepe kullan hemde. Karun sekreterin olsun senin ama sen malın zincirlenmiş kölesi olma sakın!

Dördüncü Kanun:

Paran olsun, gez toz harca hiçbir sıkıntı yok. Karun sekreterin olacak izin verdik sana. 4. Kurala dikkat edeceksin. Müslüman için faydalı, helal, akla uygun harcama yapacaksın. Cimrilik katliam nedenidir. Efendimiz aleyhisselam ne buyuruyor? “Sizden öncekiler cimrilik ve pintilik yüzünden birbirlerini yediler” buyuruyor ama israf da onun karşı tarafıdır.

Biz ne müsrif, ne cimri. İkisi de değiliz. Akla uygun, helal ve Müslüman yararlı her şeyde para harcarız. Para harcama politikamız dördüncü madde böyle.

Nedir bu para harcama politikamız? Müslüman için gerekli olacak. Bir vazo burada duruyor. Kaça aldınız bunu? Örnek veriyorum. 800 dolar. Niye Türk lirası değil. E bu dışarıdan geliyor. Özelliği ne bu vazonun? Bu Çinli bilmem kaçıncı yüzyılda yaşamış kralın su içtiği kaba benzetilerek yapılmış. O sizin evde varsa, Cebrail aleyhisselam bu evden gitmez herhalde daha!

Bu ne burada? Allah’tan haya et! Köpek eti yemiş, yılan yemiş, akrep yemiş bir Çin imparatoru daha sonra şarabını bununla içmiş, bunu vazo yapmışlar. 800 dolara sana satmışlar.

Evinde bulunduruyorsun bunu. Akıl nerede kardeşim? E bu haram mı? Ya bu aklı işi değil ki helal veya haram olsun. Helal ve haram neye denir? Akla uygun. Mesela domuz necis bir hayvan ama etli, besili, süt veriyor, yavru yapıyor. Biraz akıllı bir tarafı var domuzun. Bunda o da yok. Buna ne yapacaksın şarap mı içeceksin? Yok, estağfurullah. Şarap ne, biz ne? E bunu ne yapacaksın? Açık artırmaya mı gireceksin? Çin’den vize alırken bunu sana gösterince, fotoğrafını evimizde var diye.

Vize mi veriyorlar? Elçi mi tayın edeceksin? Ne yapacaksın bunu Allah aşkına ya? Bu vazonun ne işi var burada? Bıraktım vazoyu.

At heykeli var bir de. Bu filanca Napolyon’un bindiği ata benziyormuş. Ah be ne bereketli! Üstüne bir de Adiyat suresini yaz bari. Müslüman kendine yarayacak. Çocukları onu gördüğünde babamız Allah’tan korkarak para harcardı, bütün parasını verirdi ama Allah’ın razı olmayacağı bir şey vermezdi diye görüntü verecek bir yere harca bunu.

Camları örtmek için perde almışsın, 50 cm de yeri örtüyor perde. Niye bir eve gitmiştik oradaki perdeler yere sarkmıştı. Onların ki 25 cm’di. Aynısını yapsak, geri kalmış oluruz.

Kefenin bile olmaz o perdeler senin! Kefen bile yapamayacaklar sana onu! Yazık günah! Sen Suriye’de ki açlara sadaka versen ne olacak. Kendin akıl sadakasına muhtaçsın.

Müslüman ekonomisi Müslümanca olur, harcaması Müslümanca olur. Cimrilik lanetli bir şey. Eski ümmetleri helak etti. İsraf daha lanetli bir şey. İnsanlığı helak ediyor şuanda. Demek ki cimrilik eski ümmetlerin hastalığıydı. İsraf bu ümmetin hastalığı. Akıllıca, helal, Müslümanca harcayacaksın bu da 4. Ekonomi kuralımız

Beşinci Kanun:

Kardeşlerim bugün yapılan araştırmalara göre büyük alışveriş merkezlerinde yapılan alışverişlerin %60’ı orada gezerken dikkat çektiği için yapılan alışverişlerden oluşuyor. Ne korkunç bir şeydir bu ya! Müslüman ilandan ve reklamdan etkilenerek alışveriş yapıyorsa, aklı kirada demektir! Evde bir ihtiyaç değil. Ya çocukların dikkatini çekti. Bir gün zinada dikkatini çekecek o çocukların. Bakalım ne diyeceksin?!

Haram caziptir bunu daha önce bilmiyor muydun? Çarşı dolaşmak hastalıktır! Ciddi bir hastalıktır. Tedaviye ihtiyaç vardır. Vakit geçirmek için ibadet mi bitti? Sıla i rahim mi bitti? Çalışmak mı bitti? Bahçeni kaz, bir şeyler yap, evi temizle. BİR DAHA BİR ŞEY YAP.

Yani insan bir ormanı gezer, şehir gez, seyahate git. Ya çarşı gezmek diye bir yaşam tarzı olabilir mi ya? İnsanların alışverişinin yüzde 60’a yakını gördükleri için, yani göze yapılan tanıtımın etkisinden kaynaklandığı için bu sebeple biz diyoruz ki; Müslüman reklama köle olmaz. Çünkü yarın küfrün ve şirkin de reklamı yapılacak, ateizmin de reklamı yapılacak.

Sen bir kere alıştın mı reklama göre eve getirmeye; dinsizliği de eve getireceksin. En müşrik, en mulhik dinsiz adamın romanı çok reklam yapılırsa, eve alacaksın demek ki! Çok güzel reklamı yapıldı bu kitabın diyeceksin. Elinle çocuklara şirk tanıtımı getireceksin. Müslüman basiretli insandır. Bir alışveriş hastalığı peyda olmuş olabilir. Bu Müslümanlarda uygun bir hastalık değildir. Kafirlerin işi yok gücü yok. Haftasonu fabrikaya da gitmiyor, işe de gitmiyor. Gezecek tabi. Nerede gezecek?

Sıla-i rahim için amcasına gitse, ne işiniz var bizde diyecek kapıyı açmayacaklar. Ne sıla i rahimi? 18 yaşından sonra sıla i rahim mi olur? Kırismisim bilmem ne dediği birbirlerine kutlama yapacaklar. Elbette alışveriş merkezlerine gidecekler, orada nescafe içecek. Biz öyle değil.

Hasta ziyaretine gideriz, dost ziyaretine gideriz, çay içmeye gideriz, birbirimizin kahvesini içmeye gideriz ama hazır paramızı harcamaya hatta olmayan paramızla krediyle alışveriş yapmaya gitmez bir ümmetiz. Ümmetimizin seviyesini bu hale düşürenler kıyamet günü iyi hesaplar verecekler. Allah şimdiden dönmeyi hepimize nasip etsin, onlara nasip etsin diye dualar ediyoruz.

Altıncı Kanun:

Müslüman ay sonu geldiğinde parası biten adam olmamalıdır. Bir Müslüman “Çocuklar! 4 çocukla siz, anne/babanız biz umreye gideceğiz inşallah. Şimdi para biriktiriyoruz. Bunun için bize 30 bin dolar lazım 6 kişi gittiğimizde 20 dolar oldu. İnşallah artıyoruz. Her ay 1 dolar artırıyoruz.” Vallahi gidersiniz siz. Yemin olsun gidersiniz siz. Bedeniniz gitmese de ruhunuz Kâbe ile buluşur ailece.

Ömrünüz yetmese de ahiret yeter size. Neden? Bir lira da olsa kenara koyuyorsun. Ben ileride daire alırsın demiyorum. Zaten borçlu olunca zevkli oluyor o. Borçsuz daire olur mu? Müslüman kesinlikle para biriktirmeli; 1 lira, 50 kuruş… Biriktirme lezzeti yaşamalı.

“Bununla haccedeceğiz, bununla umre yapacağız, bununla inşallah bir caminin musluklarını yaptıracağız.” Bir şey olsun. Bir hedef koy. Ya sadakadan da vazgeçtim; bununla köyde bir tarla alacağız. Hep beraber orada kiraz devşireceğiz inşallah. Marul ekeceğiz böyle bir niyet yapalım. Müslüman ay sonu parası bitmiş adam değildir. Olmamalıdır.

Yedinci Kanun:

Müslüman ekonomide aklına gelen her şeyi satın almak yoktur. Çünkü nefis bir çocuk gibidir. Her gördüğünü ister. Misafirliğe gidersin, orada bir koltuk görür. Oradan doğru mağazaya. İster onu. Hatta mağazalar bu saatte kapanmıştır hanım, yarın gideriz. Giderken camdan bakalım aynı koltuğa, bir camdan bakalım hele! Çocuk çocuk… Nefis çocuktur.

Şımarık uyuz bir çocuktur nefis. Her gördüğünü ister. Çikolata görürse, çikolata ister. Mikser görürse mikser ister. Koltuk görürse, koltuk ister. Halı ister, halı üstüne halı ister. Perde ister, güneşlik, koruma ister. İster ister… Nefis bütün dünyayı versen ötesi neresi buranın der.

Onun için şöyle bir politika: “Ne alınacaksa o istendikten bir ay sonra alınacak!” diye güzel bir dizginleme politikası koyabilir Müslüman cebine.

Ne istiyoruz biz? Koltuk. 1 ay sonra alacağız. Göreceğiz ki 2 hafta sonra vazgeçilecek ondan. Maymun iştahlılık bizimki. Her gördüğünü isteme, her gördüğünü isteme. Bunun için de çoluk çocuğumuzla evleri mobilya mağazalarına dönmüş aileleri ziyarete gitmeyelim.

Bizim bütçemiz gördüğünü alabilecek bir bütçe olmadığına göre gidip kendimizi ifsad etmeyelim. Çoluk çocuğumuzun huzurunu kaçırmayalım. 

Sekizinci Kanun: 

Maaşlarının bir bölümünü Müslüman kardeşlerim eşlerine emanet etsinler. Buyur harca desinler. Bitince de ödenek vermesinler. Böylece bir otokontrol kurulmuş olur evde. Benim maaşım belli. Buyursun kirayı da verin. Çalışıyorum geçindirin. Aksi takdirde eğer ki isteyen ev halkının arzusunu yerine getirmemek ailede huzursuzluk nedenine dönüşüyor.

Ama bu bir tavsiye. Anadolu erkeği cüzdanına tutturmaz onu bilmem. Müslümanca helal bereket kaynağı olarak bir ev düzeneği kuruyoruz. Kurmaya çalışıyoruz.

Dokuzuncu Kanun:

Gelirinle evinin arasında uyum olmalı. Bu da şöyle olabilir eksper diye birisi var. Senin maaşına göre sana ev tayin etsin. Sen kaça çalışıyorsun? 3 bin şu kadara.  O kadarlık insan evi neresi? Mahalle olarak, bina olarak… Ya senin maaşının yarısı kadar kapıcı ödemesi yapılan bir evde niye oturuyorsun sen?

Çocuğun okulu buraya yakın bir yerdeydi. Bu mazeretler gayet ekonomi dışı, akıl dışı mazeretler. Bunlara akıl uydurmamak lazım!

Onuncu Kanun:

Bu evdeki kullanılan eşyaları borçla değiştirmek yasak, yasak! Mesela koltuk 15 sene üzerine değişecek, olur. Hiçbir zararı yok. Buzdolabı değişecek. Olabilir, kıyamete kadar aynı buzdolabı kullanacağız diye bir şey yok. Her ay geliyor servis, bıktı artık tamir olmuyor, değişecek.

Borçla değiştirmeyeceğiz. Paramız olduğu zaman değiştireceğiz. Bu eğer politika olarak içimize oturursa, Allah’ın izniyle disiplin etmiş oluruz. Nefsimizi para biriktirdikten sonra satın almaya alıştırmış oluruz. İsrafın önünü tıkamış oluruz. Bereketin yolunu açmış oluruz.

On Birinci Kanun:

Asla elinde liste olmadan çarşıya çıkma. Pazara mı gideceksin? Hanım mı gidiyor, sen mi gidiyorsun? İhtiyaç listesi alınacak. Alışveriş merkezinden ne lazım? Bardak kalmadı evde. Bardak. Bu listenin dışında bir yere gitme. Çünkü öbür türlü gördüğünü alırsın kredi kartını basarsın oraya.

Yaklaşık fiyatları da belli olsun. İhtiyaç belli olsun. O ihtiyaç için git. Hani kapıcı denen insanlar geliyor ne istiyorsunuz marketten diyor.

Ya sende liste veriyorsun; ona göre de para veriyorsun. Ev sahibi de alışverişe öyle gitmeli. Bu seni rahatlatır. İsrafın önüne geçer, taksit bataklığına düşmemiş olursun.

On İkinci Kanun:

Müslüman şöyle bir prensip etmeli: Eşimin mehri taksitlenebilir. Çok istemişti kadıncağız. Oturduğumuz evi de taksitle alabilirim. Bunun dışında taksit yok, gereksiz çünkü. Tenceremiz var. Evde 5 kişiyiz 5 de tabağımız da var. Tabak takımını niye taksitle alacağım ben?

Evin badanası değişecek. Değişmezse kanser mi oluyoruz bu evde? Hayır. Niye değiştiriyoruz? E değişiklik olsun. Paran var mı? Yok. Firma taksitle yapacak. Yaptırma! Mehrin ve oturacağın evin taksiti dışında bir Müslüman taksit ödememeli. Peki sağlıkla ilgili? Diş yaptıracağım? Zaruretleri konuşmuyoruz. Ev eşyasını konuşuyoruz. İnsan eşya değil. 

On Üçüncü Kanun:

Müslüman Yahudi’den korkar gibi borçluluktan korkan adamdır. Borçsuz yaşayacaksın. Resulullah (sav) borç korkusu yaşamış bir insandı (sav) Borçlunun cenazesini kılmadı. Bunu unutmayacaksın. Borcun olduğu sürece de çift mesai 16 saat çalışacaksın. 

On Dördüncü Kanun:

Sadakamız olsun. 20 kuruş, 20 kuruş ver. E almıyor kimse 20 kuruşu bozuk para yok. Biriktir 20 kuruşu 100 kuruş olsun, o zaman ver. Evimizin sadakasını verelim. Hiç paramız yok. Bedeninle git bir Müslüman’ın evinde temizlik yapmaya yardım et o sadakan olsun. Gelinini çocuklarını damadını al caminin imamına de ki; “Biz bugün camiyi temizleyelim, evimizin sadakası için” de. Caminin temizliğini yap. Caminin bahçesini temizleyin.

Caminin tuvaletlerini temizle sen. Sadakan olsun. Sadaka belaları defeder. Tam Allah için verilmiş sadakanın bulunduğu evde çocuk düşüp başını yarmaz. Düşüp başını yarsa bile, beyin kanaması geçirmediği daha önce verdiği sadaka sebebiyle olur Allahın izniyle.

On Beşinci Kanun:

Eğer ilim talebesi değilse, hasta annenin babanın yanında duruyor değilsen, bütün genç kardeşlerim çift iş yapmalıdır. Çok paran olsun. Karun’u sekreter yapacağız sana inşallah. Gel 5 de dört saatlik bir işe daha gir. Biriktir. Ne yapacağım parayı ben? Ne demek ne yapacaksın?

Nasıl ne yapacaksın? Sadaka verirsin, hacca gidersin, ev alırsın, bir iş kurarsın. Elektrik direği gibi delikanlılar geliyorlar babam beni evlendirmiyor diye şikayet ediyorlar.

Allah Allah ! Ne yapacaktı baban? Sen ne yapıyorsun? Ben okuyorum. Kaç saat okula gidiyorsun. 2 saat. 22 saatini nerde geçiriyorsun? Cep telefonunda. İyi yapıyor baban! Sana hayat teslim etmiş Allah sen onun 22 saatini israf ediyorsun. Sana bir de genç kız teslim etseler rezil eder bırakırsın sen onu!

Bu zamanda her yerin işçi aradığı bir zamanda part time çalışsan üç kere evlilik parası biriktireceksin. Bu zamanda insan emekli maaşı, basit bir maaşla geçinen bir babayı zorlar mı beni evlendir diye? Berekete, güce ve alnınızın terine güvenmek zorundayız.

O zaman Allah rahmetiyle bizimle beraber olur. Kardeşlerim kan kaybı ölümdür, mal kaybı da ölümdür bu hayatta. Kan kirliliği hastalıktır, mal kirliliği de hastalıktır bu hayatta. Bu sebeple çok malımız olacak. Helal malımız olacak. Akıllıca, Müslümanca mal tüketeceğiz. Müslümanlığımız bunu gerektiriyor.

 

Velhamdülillahi Rabbil Alemin…

 

Nureddin YILDIZ, Hayat Rehberi Sohbetleri, Müslüman Ekonomisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.